Bazen seyahat sırasında yorgun veya dalgın oluyoruz ve güvenlik için günlük hayatımızdaki dikkatimizi vermiyoruz. Seyahat sırasında hırsızlığa uğramaktan endişeleniyor musunuz? Kim endişelenmez ki. Ama bu sizi seyahat etmekten alıkoymasın çünkü önlem alırsanız oldukça güvenli seyahatler geçirebilirsiniz.

solaress.net pasaport kılıfları seyahat cuzdanlari

 

Şöyle ağız tadıyla bir tatil yapmak mümkün olmuyor.

Özellikle Avrupa’da turistlere dadanmış yan kesici çeteleri mevcut.

“Biz külyutmayız” demeyin. Yutmazsınız, biliriz. Bana öyle geliyor ki Türkiyeli turistler son derece donanımlı ve deneyimliler. Buna rağmen birkaç hatırlatmadan kimseye zarar gelmez.

Etrafımdaki birkaç insanın başına farklı yıl ve yerlerde hırsızlık olayları geldi. Bunlardan birkaçında kişiler yabancı. Evet, maalesef yabancılar İstanbul’da hırsızlığa uğrayabiliyor.  Amerika’da metroda, Barselona’da metroda ve işlek sokaklarda, alışveriş merkezlerinde cüzdanını, telefonunu kaptırmış kişilere kadar pek çok vaka var.

Hepsinde olay benzer. Kişi tam dikkatini başka bir noktaya verdiği sırada hırsızlar devreye giriyor.

İlk söyleyeceğim şu: İstanbul, Ankara, New York, Londra, Barselona, Paris vb. şehirlerde özellikle toplu taşıma araçlarında, yoğun saatlerde metrolarda dikkatli olun.

Bence en önemli nokta: Seyahate çıkarken yanınıza çok değerli (madden olmak zorunda değil, manen de), kaybederseniz yerine koyması zor ya da imkansız bir şey almayın. Sadece zaruri şeyleri alın. Hatta tek banka kartı, varsa kredi kartı ve biraz nakit de yeter. Biliyorum, “Yunanistan’daki gibi olursa” diyorsunuz. Elbette çok ani durumları kestiremezsiniz ama gideceğiniz yerin durumuna göre hazırlık yapabilirsiniz. Bir de Türkiye’den yaptığınız döviz elbette daha karlı çıkmanızı sağlayacaktır. Siz yine de yetecek kadar nakit taşıyın. Oteliniz güvenliyse, kasa varsa değerli eşyalarınızı oraya bırakın. Yoksa yanınıza alın.

Telefonunuzu, kameranızı, elektronik cihazlarınızı göze batmadan kullanın. Mümkünse zorda kalmadıkça telefonunuzu kullanmayın. Özellikle Hindistan’da eski model olsa bile birçok kamera ve cep telefonu dikkat çekiyor ve “çok varlıklı” olduğunuz hissini uyandırıyor.

Çocuklardan şüphelenin demeyeceğim ama ülkemizde olduğu gibi yurtdışında da çeteler masum çocukları ve gençleri hırsızlığa zorluyorlar. Gözünüz açık olsun. Diyeceğim bu.

Hırsızlığın bir yöntemi de (bu benim başıma çok geldi ama önceden uyarmışlardı) Kuzey Afrika ülkeleri, Hindistan gibi birkaç yerde (amacım genellemek ya da ayrım yapmak değil – yaygın olduğu için örnek veriyorum) pazarlığın yaygın olmasının yanı sıra, yerel paraların değersizliği dolayısıyla turistlerden çok para talep edilmesi. Neyin ne kadar edeceği hakkında az-çok fikriniz olsun. Pazarlık yapmaktan çekinmeyin. Mümkünse fiyatları önceden belli yerlerden (ve basılı, yazılı, açıkça görülen) alışveriş yapın. Çok bahşiş isteyenle tartışmadan oradan uzaklaşın. Rickshaw sürücüleriyle önceden ne kadar tutacağını konuşun. Haritadan yolları öğrenin ve farklı yollardan gidilmesini engelleyin. Sokakta size bir şey satmak isteyenlerden uzak durun mümkün olduğunca. Tunus’ta bir yöntem var. Biri gelip sizi kaldığınız yerde gördüğünü söylüyor. Oranın çalışanı olduğunu iddia edip sizi harika dükkanlara götüreceğini ya da şehri size gezdireceğini söylüyor. İtibar etmeyin. Hindistan’da da benzer şekilde çok dostça gözüküp tanıdıkları veya anlaşmalı oldukları şirketlere yönlendirmeye çalışanlar oluyor.

Yoğun turistik bölgelerde daha da dikkatli olun.

Paranızı boynunuza ya da içinize asabiliyorsanız (askere gidenler bu konuda tecrübelidir, daha iyisini bilirler) öyle yapın. Çok büyük çantalar taşımayın. Sırt çantanıza çok önemli şeyler koymayın. Mümkünse eski bir telefonunuzu yanınızda götürün. Kolayca tutabileceğiniz çantalar alın.

Toplu taşımaya inerken ve binerken ve ayrıca aracın içinde de eşyalarınız hep görebileceğiniz bir yerde olsun.

Hiçbir yerde eşyalarınızı gözetimsiz bırakmayın.

Müzeler, tren veya otobüs garları, alışveriş merkezleri, restoranlar – hep daha dikkatli olun.

Otel odanızda ortalıkta ilgi çekici ya da değerli bir şey bırakmayın. Araba kiraladıysanız aynı şekilde.

Plajlar da farklı değil tabii.

Özellikle kasada ödeme yaparken cüzdanınıza dikkat edin.

Yalnızken telefon elinizde mesajlaşarak yürümeyin.

Anket dolduranlar, dilenenler, sokakta birşeyler satanlar veya yardım derneklerine bağış isteyenler – paranoyak olmayın ama biraz gözünüz açık olsun. Siz tatildesiniz. Kimseyle konuşmak zorunda değilsiniz. Sorumluluklarınızı başka zaman da yerine getirebilirsiniz. Çeteler en masum davaları kullanıyorlar bazen.

Barselona’da kağıt oyunu numaraları vardı sokaklarda. Bunların başka çeşitleri de olabilir. Paranızı kaptırmayın. Aynı şekilde kumarhanelere giderseniz de dikkatli olun.

Soru soranlar veya size yardım edenlere de dikkat edin. Çoğunlukla iyi insanlarla karşılaşacaksınız ama birazcık şüpheden zarar gelmez. En azından başta.

Asansör ve yürüyen merdivenlerde kalabalıktan uzak durun. Genel olarak aniden meydana gelen kalabalıkların içine girmeyin.

ATM’lerde dikkatli olun. Kaldığınız yerden güvenlikle ilgili öneriler alın. Acil telefon numaralarını öğrenin.

Cüzdanınızdan ayrı bir yerde acil durum parası bulundurun.

Telefonunuzu şarjlı tutun.

Yırtılması, kesilmesi zor bir çanta taşıyın.

Yolda yürürken çantanızı araç geçiş yönünde tutmayın. Scooter, kaykay, motosiklet vs. Hırsızlara dur yok! Her şeyi kullanıyorlar.

Nişantaşı ve Cihangir’de hasta olduklarını, hamile olduklarını söyleyen kişiler olurdu. Yine çeteydi bunlar. Eminim birçok yerde vardır. Defalarca görünce iyice emin oluyorsunuz. Hep aynı numara. Eve dönecek parası olmamak ve hasta olmak – gerçekten yardıma muhtaç olan herkese destek dilemekle birlikte turist olduğunuz bir yerde kendinizi koruyun demekten başka çare yok.

Çok ağır valizler taşımayın ve çok lüks giyinmeyin. Bunlar da dikkat çekiyor. Turistmiş gibi davranmayın kendinizden çok emin durmak da cabası.

Bunlar sadece birer hatırlatma. Umarız sorunsuz, harika zamanlar geçirirsiniz.