Sepet Özeti

Bazen seyahat sırasında yorgun veya dalgın oluyoruz ve güvenlik için günlük hayatımızdaki dikkatimizi vermiyoruz. Seyahat sırasında hırsızlığa uğramaktan endişeleniyor musunuz? Kim endişelenmez ki. Ama bu sizi seyahat etmekten alıkoymasın çünkü önlem alırsanız oldukça güvenli seyahatler geçirebilirsiniz.

 

Şöyle ağız tadıyla bir tatil yapmak mümkün olmuyor.

Özellikle Avrupa’da turistlere dadanmış yan kesici çeteleri mevcut.

“Biz külyutmayız” demeyin. Yutmazsınız, biliriz. Bana öyle geliyor ki Türkiyeli turistler son derece donanımlı ve deneyimliler. Buna rağmen birkaç hatırlatmadan kimseye zarar gelmez.

Etrafımdaki birkaç insanın başına farklı yıl ve yerlerde hırsızlık olayları geldi. Bunlardan birkaçında kişiler yabancı. Evet, maalesef yabancılar İstanbul’da hırsızlığa uğrayabiliyor. Amerika’da metroda, Barselona’da metroda ve işlek sokaklarda, alışveriş merkezlerinde cüzdanını, telefonunu kaptırmış kişilere kadar pek çok vaka var.

Hepsinde olay benzer. Kişi tam dikkatini başka bir noktaya verdiği sırada hırsızlar devreye giriyor.

İlk söyleyeceğim şu: İstanbul, Ankara, New York, Londra, Barselona, Paris vb. şehirlerde özellikle toplu taşıma araçlarında, yoğun saatlerde metrolarda dikkatli olun.

Bence en önemli nokta: Seyahate çıkarken yanınıza çok değerli (madden olmak zorunda değil, manen de), kaybederseniz yerine koyması zor ya da imkansız bir şey almayın. Sadece zaruri şeyleri alın. Hatta tek banka kartı, varsa kredi kartı ve biraz nakit de yeter. Biliyorum, “Yunanistan’daki gibi olursa” diyorsunuz. Elbette çok ani durumları kestiremezsiniz ama gideceğiniz yerin durumuna göre hazırlık yapabilirsiniz. Bir de Türkiye’den yaptığınız döviz elbette daha karlı çıkmanızı sağlayacaktır. Siz yine de yetecek kadar nakit taşıyın. Oteliniz güvenliyse, kasa varsa değerli eşyalarınızı oraya bırakın. Yoksa yanınıza alın.

Telefonunuzu, kameranızı, elektronik cihazlarınızı göze batmadan kullanın. Mümkünse zorda kalmadıkça telefonunuzu kullanmayın. Özellikle Hindistan’da eski model olsa bile birçok kamera ve cep telefonu dikkat çekiyor ve “çok varlıklı” olduğunuz hissini uyandırıyor.

Çocuklardan şüphelenin demeyeceğim ama ülkemizde olduğu gibi yurtdışında da çeteler masum çocukları ve gençleri hırsızlığa zorluyorlar. Gözünüz açık olsun. Diyeceğim bu.

Hırsızlığın bir yöntemi de (bu benim başıma çok geldi ama önceden uyarmışlardı) Kuzey Afrika ülkeleri, Hindistan gibi birkaç yerde (amacım genellemek ya da ayrım yapmak değil – yaygın olduğu için örnek veriyorum) pazarlığın yaygın olmasının yanı sıra, yerel paraların değersizliği dolayısıyla turistlerden çok para talep edilmesi. Neyin ne kadar edeceği hakkında az-çok fikriniz olsun. Pazarlık yapmaktan çekinmeyin. Mümkünse fiyatları önceden belli yerlerden (ve basılı, yazılı, açıkça görülen) alışveriş yapın. Çok bahşiş isteyenle tartışmadan oradan uzaklaşın. Rickshaw sürücüleriyle önceden ne kadar tutacağını konuşun. Haritadan yolları öğrenin ve farklı yollardan gidilmesini engelleyin. Sokakta size bir şey satmak isteyenlerden uzak durun mümkün olduğunca. Tunus’ta bir yöntem var. Biri gelip sizi kaldığınız yerde gördüğünü söylüyor. Oranın çalışanı olduğunu iddia edip sizi harika dükkanlara götüreceğini ya da şehri size gezdireceğini söylüyor. İtibar etmeyin. Hindistan’da da benzer şekilde çok dostça gözüküp tanıdıkları veya anlaşmalı oldukları şirketlere yönlendirmeye çalışanlar oluyor.

Yoğun turistik bölgelerde daha da dikkatli olun.

Paranızı boynunuza ya da içinize asabiliyorsanız (askere gidenler bu konuda tecrübelidir, daha iyisini bilirler) öyle yapın. Çok büyük çantalar taşımayın. Sırt çantanıza çok önemli şeyler koymayın. Mümkünse eski bir telefonunuzu yanınızda götürün. Kolayca tutabileceğiniz çantalar alın.

Toplu taşımaya inerken ve binerken ve ayrıca aracın içinde de eşyalarınız hep görebileceğiniz bir yerde olsun.

Hiçbir yerde eşyalarınızı gözetimsiz bırakmayın.

Müzeler, tren veya otobüs garları, alışveriş merkezleri, restoranlar – hep daha dikkatli olun.

Otel odanızda ortalıkta ilgi çekici ya da değerli bir şey bırakmayın. Araba kiraladıysanız aynı şekilde.

Plajlar da farklı değil tabii.

Özellikle kasada ödeme yaparken cüzdanınıza dikkat edin.

Yalnızken telefon elinizde mesajlaşarak yürümeyin.

Anket dolduranlar, dilenenler, sokakta birşeyler satanlar veya yardım derneklerine bağış isteyenler – paranoyak olmayın ama biraz gözünüz açık olsun. Siz tatildesiniz. Kimseyle konuşmak zorunda değilsiniz. Sorumluluklarınızı başka zaman da yerine getirebilirsiniz. Çeteler en masum davaları kullanıyorlar bazen.

Barselona’da kağıt oyunu numaraları vardı sokaklarda. Bunların başka çeşitleri de olabilir. Paranızı kaptırmayın. Aynı şekilde kumarhanelere giderseniz de dikkatli olun.

Soru soranlar veya size yardım edenlere de dikkat edin. Çoğunlukla iyi insanlarla karşılaşacaksınız ama birazcık şüpheden zarar gelmez. En azından başta.

Asansör ve yürüyen merdivenlerde kalabalıktan uzak durun. Genel olarak aniden meydana gelen kalabalıkların içine girmeyin.

ATM’lerde dikkatli olun. Kaldığınız yerden güvenlikle ilgili öneriler alın. Acil telefon numaralarını öğrenin.

Cüzdanınızdan ayrı bir yerde acil durum parası bulundurun.

Telefonunuzu şarjlı tutun.

Yırtılması, kesilmesi zor bir çanta taşıyın.

Yolda yürürken çantanızı araç geçiş yönünde tutmayın. Scooter, kaykay, motosiklet vs. Hırsızlara dur yok! Her şeyi kullanıyorlar.

Nişantaşı ve Cihangir’de hasta olduklarını, hamile olduklarını söyleyen kişiler olurdu. Yine çeteydi bunlar. Eminim birçok yerde vardır. Defalarca görünce iyice emin oluyorsunuz. Hep aynı numara. Eve dönecek parası olmamak ve hasta olmak – gerçekten yardıma muhtaç olan herkese destek dilemekle birlikte turist olduğunuz bir yerde kendinizi koruyun demekten başka çare yok.

Çok ağır valizler taşımayın ve çok lüks giyinmeyin. Bunlar da dikkat çekiyor. Turistmiş gibi davranmayın kendinizden çok emin durmak da cabası.

Bunlar sadece birer hatırlatma. Umarız sorunsuz, harika zamanlar geçirirsiniz.

 

Okumaya Devam Et

Kimimiz bayram tatillerinde aile ziyaretleri yapıyoruz kimimiz ise hiç görmediğimiz yerlere gidiyoruz. Öyle ya da böyle hepimizin evimizden ve alıştığımız düzenden ayrı kaldığımız zamanlar var. Yine aynı şekilde yemek birçoğumuz için önemli. Tatile çıktığınızda aç kalmaktan çekiniyor musunuz?

Amerikalı turistler gittikleri yerlerde Starbucks, Burger King gibi tanıdık mekanlardan çıkmamakla eleştiriliyorlar. Seyahatin bir amacı yenilikleri deneyimlemek, yeni tatlara açık olmak olarak görülüyor. Ama herkesin tatil anlayışı kendine. Rahat hissetmeyeceksek, yediğimizi, içtiğimizi sevmeyeceksek seyahatin esas amacı da ortadan kalkıyor.

 

Özellikle yaşı ileri kimselerden farklı yöre ya da ülkelere gittiklerinde yemek konusunda sıkıntı çekecekleri endişesini yaşadıklarını duyuyorum. Onlar açısından baktığımda da bu endişeyi haklı buluyorum. Sen senelerce aynı şekilde kahvaltı yapmaya, yemek yemeye, çay-kahve içmeye alış sonra elin espresso’suna, Ulster fry’ına, kuru baklavasına mecbur kal. Olacak iş değil.

Bu noktada diyebileceğim ilk şey denemeye açık olanın hoş sürprizlerle karşılaşabileceği.

Birkaç noktaya değinmek gerekirse:

  1. Eğer önceden gideceğiniz yerin mutfağı hakkında bilgi sahibi olmadıysanız ve o mutfağın ürünlerini tatmadıysanız işi mutlaka yavaştan alın ve bir anda en karmaşık yemekleri denemeyin.
  2. İlk kez yurtdışına çıkıyorsanız çok farklı tatlarla kendinizi hazırlayın. O çay sizin bildiğiniz çay değil. Tavuk semirmemiş, peynir desen bambaşka – yayılmış adeta.
  3. Aslında korkulacak bir şey de yok. Tüm bu deneyimi bir oyun gibi de görebilir ve kendinizi etrafını ilk kez keşfeden bir çocuk gibi de hissedebilirsiniz.
  4. Bazı ülkelerin mutfakları baharatları, suları veya pişirme biçimleri sebebiyle mideyi bozmakla biliniyor. Daha önceden size çok uzak gelebilecek (yani Orta Doğu, Balkan ve Akdeniz mutfaklarının dışındaki) bir yere mutfağın yemeklerini tadacaksanız etten ve süt ürünlerinden uzak durmayı tercih edebilirsiniz.
  5. Yine yukarıdaki ülkelerde sokak satıcılarından yememek de bir çözüm olabilir.
  6. Baharatlı yiyeceklerden kaçınabilirsiniz.
  7. Bence valizinize birkaç kuru gıda atın (bisküvi, hazır kek, evde yapılmış poğaça – dayanacak, yer kaplamayacak, kokmayacak ve akmayacak bir şeyler işte) Aç kalırsanız onları yersiniz.
  8. Bilmediğiniz ve şüpheli gördüğünüz markaları almayın.
  9. Normalde yediklerinizden sapmayın.
  10. Süpermarketlerden aldıklarınız kimi zaman pişirilmiş yemeklerden daha iyi gelebilir. Sevmediğiniz şekilde yapılmış bir yemektense sade bir sandviç iş görecektir.
  11. Yemekleri seçerek içlerinde ne olduğunu mutlaka öğrenin. Pişirilme biçimine de önem verin.
  12. Gitmeden önce nerelerde yiyebileceğinizi araştırın.

 

Tabii tüm bunlar Türk yemeklerinden başka yemek yemeyenlere, alışkın olmayanlara birer hatırlatma. Özel tercihlerinize göre deniz mahsullerinden, baklagillerden vs. artık neyi sevmiyorsanız kaçının. Bana kalırsa yenilik için deneyin ve görün. İlk gün deneyip neleri yiyebileceğinizi anlamak da bir çözüm olabilir. Afiyet olsun. Kimse aç kalmasın. Tatilde ya da değil.

Okumaya Devam Et

Tatil paketinizi bir yıl önceden aldınız. Hep o tatilin hayalini kurdunuz.

Bütün yıl çalıştınız. O gün geldi çattı ve özenle hazırladığınız valizinizle tatile çıktınız.

Tatil çabucak geçti gitti.

Döndüğünüzde tuhaf hissettiniz. Hem dinlenmiş gibisiniz hem de daha çok dinlenseniz ne güzel olur.

Hem mutlusunuz hem de içinizde hafif bir burukluk var.

Yolculuk sizi yorabilir ama hep iyi yönde yorar.

Tatil sonrası karmaşık hislerle nasıl baş ederiz? Bunun için naçizane birkaç önerimiz var:

  1. Her gün on beş dakika, yarım saat, bir saat, artık ne kadar zaman ayırabiliyorsanız, kendinize vakit ayırın ve çok sevdiğiniz bir şeyi yapın.
  2. Tatil sırasında alışkanlıklarınızın bir kısmını devam ettirin ki gitmeniz ve gelmeniz arasında uçurumlar olmasın.
  3. Yoğun çalışıyor ve tatilleri iple çekiyorsanız uzun tatilleriniz dışında hafta sonlarını ve iş çıkışı zamanları iyi değerlendirin. Anlayacağınız her günü kısa bir tatile çevirin ve mutlu hissedin.
  4. Anda kalın. Mevcut andan memnun olun. Elbette arada nostalji yapın ve gelecek tatilleri de planlayın.
  5. Planlarla motive oluyorsanız seyahat yazıları okuyun. Gitmek istediğiniz yerleri listeleyin ve gelecek tatillerinizde ne kadar eğleneceğinizi hayal edin.
  6. Her an çıkıp gidebilmek üzere bir valizi hazır edin. Belki biri sizi tatile çağırır ve çantanızı alıp hemen çıkarsınız.
  7. Unutmayın her gün tatil yapsak hayatın bir anlamı olmazdı. Biraz iş biraz tatil, biraz iş biraz tatil.

IMG_5641

Okumaya Devam Et

“Alacağım çantamı, düşeceğim yollara” diyorsanız, birçoğumuz gibi yazın tatil yapıyorsanız şimdiden gidebileceğiniz yerleri araştırmakta fayda var. En uzağından en yakınına, en pahalısından, en ucuzuna seçenekleri araştırdık. Beraber göz atalım mı? İşte yaz tatilinizde gidebileceğiniz yerler:

1. Vietnam:

Aklınıza gelmemişti. Belki de hiç ilginizi çekmez. Gidenler ise çok memnun. Yeryüzünün doğa harikalarından biri.

2. Riga, Ağva, Sapanca:

O hep gitmek isteyip de gidemediğimiz yerler. Üstelik İstanbul ve çevresinde oturanlar için oldukça yakın. Haftasonu tatilleri için ideal.

3. Yozgat:

Şaka yaptığımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yozgatlı olanlar dışında çok kimsenin uğramadığı bir şehir. Gitmediğiniz yerler içerisindeki duraklardan biri olabilir. Hem izlediyseniz Yozgat Blues filmini yad edersiniz.

Vienna-480x360

4. Lübnan:

T.C. vatandaşlarından vize istememesiyle ünlü. Tabii tarihi mekanları ve güzel plajlarıyla da. Beyrut’un gece hayatı da başka bir özellik.

5. İngiltere:

Eğer sıcaktan bunalıyorsanız İngilizler Türkiye’ye gelirken siz de İngiltere’ye gidebilirsiniz. Liverpool, Londra, Glasgow, Bournemouth, gezecek yer çok.

6. İspanya:

Anlat anlat bitmeyecek bir ülke daha. Farklı kültürüyle kuzeyi, tarihi, yemekleri, insanı ve sahilleriyle güneyi, rahatlığıyla ve imkanlarıyla Katalunyası, Ankara’dan biraz hallice (ki bu plajda olmak istemeyenler için olumlu manada söylenmiş bir şey) Madrid’i, adaları, kumsalları, mezeleri, müziği, havası, doğası… Gerçekten anlatmakla bitmiyor. Alicante gibi şehirlerinde daha uygun fiyatlara seçenekler de bulmanız mümkün.

7. Mauritius:

Hint Okyanusundaki bu ada egzotik bir seçenek olabilir.

8. St. Petersburg:

Kiminiz için Moskova’dan daha eğlenceli ve uygun bir seçenek.

9. Kaş:

Tüm popülerliğine rağmen belki de hala bozulmamış cennetlerden biri.

10. Viyana:

Birçok kişinin plajları tercih ettiği bir zamanda Viyana’nın keyfini sürmek mümkün.

11. California – Florida – New York:

Amerika biletlerini ve vizesini şimdiden planlamak iyi olabilir.

12. İğneada:

Yine İstanbul’a yakın olsa da birçoğumuzun gitmeyi ertelediği bir yer. Aman denizine dikkat.

13. İstanbul:

İstanbul’da oturuyorsanız bile gitmediğini korular, parklar, tarihi mekanlar var mı? Balat’ın, Karaköy’ün, Galata’nın, Çengelköy’ün arka sokaklarını dolaştınız mı? Minik butiklere, eskicilere uğradınız mı? Yokuşlardan çıkıp yorulmaya ne dersiniz? Kanlıca yoğurdu yemeye? Bir bankta oturup soluklanmaya? Sultanahmet’te turist muamelesi görmeye? İyi birer ayakkabı ve düzenli bir çanta ile şehir içinde uzun yürüyüşler yapmak çok kolay ve zevkli.

 

download

Okumaya Devam Et

Çocuğunuz olunca hayatınız temelli değişiyormuş. Öyle diyorlar.

Bunu genellikle olumlu anlamda söylüyorlar ama elbette bu ifadenin altında çocuk büyütmenin zor olduğu gerçeği de yatıyor. Değişim kaçınılmaz ve gerekli. Değişim güzel. Çocuklarınız olduktan sonra hayatınızı tamamen değiştirmek zorunda değilsiniz tabii. Eskiden yaptığınız aktiviteleri yapmaya devam edebilirsiniz.

Çocuklarla hayat söz konusu olunca ilk akla takılan konulardan birisi çocuklarla seyahat oluyor.
“Ne yapmalı? Nereye gitmeli? Çocukları yakınlara mı bırakmalı?” ile başlayıp tatil sırasında çocukların nasıl davranacaklarına kadar birçok soru ebeveynlere zor anlar yaşatıyor. Belki ufak tefek öneriler sizi rahatlatabilir ve seyahatinizi kolaylaştırabilir:

1. Çocuklarınızın yaşları, kaç tane oldukları, sağlık durumları, okul-kurs-etkinlik programlarını dikkate alarak işe başlayabilirsiniz. Elbette okul çağında olmayan bir çocuğu yanımızda götürmek daha doğru olacaktır. Normal zamanlarda da evde yalnız kalabilen, kendi işlerini kendileri görebilen daha büyük çocuklar ise – gençler diyelim – eğer uygunsa bir yakınınızda kalabilirler ya da evde kendilerine göz kulak olacak biriyle kendi evinizde durabilirler.

Planınızı yaparken çocuklarınızın programlarını da göz önünde bulundurun. Hepsi bu.

2. Ailece tatile çıkmak çoğu zaman tek başınıza tatile çıkmaktan daha pahalı olacaktır. İstisnası ise önceden planlamak. Uçak bileti, tur paketi vs. uzun süre önce alındığında veya kalınacak yerler ile önceden irtibata geçildiğinde indirimler ve oldukça uygun paketler söz konusu olabiliyor.

3. Gideceğiniz yeri belirlerken de çocuklarınızın sizinle gelmeleri zorunluysa ya da ailece tatil yapmak istiyorsanız çocuklar için uygunluğunu değerlendirin. Daha önce gitmediğiniz yerler, egzotik ülkeler öncelikli tercihiniz olmayabilir.

4. Çocuklarınızın valizlerini hazırlarken gerekli evrakları, varsa kullandıkları ilaçları, bakım ürünlerini, yedek giysileri, sevdikleri eşya veya oyuncakları (kaybolabilecekleri için en sevdiklerini ve çok kıymetli olanları değil), hava durumuna göre gereken giysileri koymayı ihmal etmeyin. Seyahat sigortası yaptırmak da iyi bir fikir olabilir.

travel_with_child

5. Yanınıza sadece gerektiği kadar eşya alın. Çocuklarınızın çantalarına acil durumlarda ulaşılabilecek telefon numaraları ve gerekli bilgileri içeren kartlar koyun. Kuru yiyecekler de tokluğu giderdikleri için güzel bir çözüm. Islak mendiller de unutulmamalı.

Gidilen yerde birbirinizi kaybetmeniz halinde buluşabileceğiniz noktaları önceden belirleyin.

6. Havayoluyla seyahat ediyorsanız havayolunuzdan biletleri alırken çocuklu seyahat ettiğiniz için yardıma ihtiyacınız olduğunu belirtin. Aynı şekilde bazı otellerde de çocuklar için özel aktiviteler, oyun alanları ya da bakıcılar olabiliyor. Bunları gözden geçirin.

7. Seyahatten önce çocuklarınızın tuvalet ihtiyaçlarını giderdiklerinden emin olun. Dinlenmiş, uykularını almış ve tok olmaları da önemli. Bir de eğer okuyup oynayabilecek yaştaysalar yolculuk boyunca onları oyalayacak kitap, dergi, tablet vb.ni yanınıza alın. Telefonlarınızın ve tablet bilgisayarınızın şarjlı olduğundan emin olun.

8. Yolculuklarda yan yana ya da yakın koltukları seçin ve online check-in yapmaya özen gösterin.

9. Çocuklar güneşten yetişkinlerden daha çok etkilenebiliyorlar. Şapkalar, güneş kremleri aklınızda olsun.

10. Seyahate gittiğinizde yanınızda partneriniz de varsa çocuklarla ilgilenmek konusunda iş bölümü yapın ve her ikiniz de kendinize zaman ayırın. Ailenizdeki her bir bireyin hobileri farklı olabilir. Birlikte yapacağınız aktivitelerin yanı sıra, ayrı ayrı ya da gruplar halinde yapabileceğiniz aktiviteleri de belirleyin. Böylelikle tatil sonunda herkes eve mutlu döner!

11. Çocuklarınıza acil durumlarda ne yapmaları gerektiğine dair bilgi verin.

12. Bazı çocukları yol tutabilir. İshal ve ateş de sık karşılaşabilen durumlar olduğu için gerekli ilaçları yanınızda bulundurun. Gittiğiniz yer için aşı yaptırmanız gerekiyorsa onları da ihmal etmeyin. Uçakta basınçtan rahatsız olabilecekleri için önceden konuyla ilgili bilgi ve önlem almanız sorunları engelleyebilir.

13. Sahil ya da havuzu olan bir yere gidiyorsanız çocuklarınızı daha dikkatli takip edin. Sizin gözetiminizde yüzsünler.

14. Yeni insanlara, ortamlara, yürümeye, seyahate alıştıkça çocuklarınız daha iyi birer yol arkadaşı olacaklardır. Bu sebeple yolculuk öncesi her aktivite, yürüyüş veya minik seyahat birer egzersiz sayılabilir. Uçakta ya da otobüste diğer yolcuları rahatsız etmemeleri gerektiğini de bu gibi egzersizlere daha kolay kavrayabilirler.

15. Bebekli anneler için daha farklı önerilerimiz de olacak. Çocuğunuzu kucağınızda taşıyın – baby sling/kangurular bu iş için ideal. Araba koltuğunuzu alıp alamayacağınızı da öğrenin. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız havalimanında beklerken uçuştan önce, yolculuğa çıkmadan önce emzirmek, altını değiştirmek, yanınıza yeteri kadar giysi ve bez almak önemli. Bebeğiniz mama yiyorsa havayolunuzun sıvı taşıma koşullarını tekrar gözden geçirmekte fayda var. Şeker içeren yiyecekler bebeğinizin enerjisini artırabilir. Yolculuk sırasında uykusu bölünebilir. Her havayolunun iki yaş altı çocuklarla ilgili uygulamaları farklı oluyor. Biletinizi alırken bebeğiniz olduğunu mutlaka belirtin. Bazıları sabit ücret alırken bazıları yetişkin biletinin %10’unu alıyor, bazısı da hiç ücret almıyor. Çocuğunuzun kucağınızda oturması için bir emniyet kemeri temin ediyorlar genelde. Bebek arabalarını da uçağa kadar götürebiliyor, öncelikli geçiş sağlayabiliyorsunuz. Kapıda bebek arabalarını havayolları alıp katlayarak kargoya yerleştiriyor. Uçakta da bebeğinizin altını değiştirmeniz ya da onu emzirmeniz mümkün olabilir. Yine önceden bilgi verilmesi halinde havayolları bebek maması da temin ediyorlar. Bebeğinizi birkaç kat giydirin ki gerektiğinde katları çıkarabilin. Yanınıza bol bol poşet alın. Kirlileri, fazla eşyaları koymak, çöpleri atmak için her zaman lazım oluyor.

16. Tüm bunları yaparken kendinizi de ihmal etmeyin. Dinlenin, aç kalmayın ve kendi ihtiyaçlarınızı, en önemlisi ailenizle güzel bir tatili hak ettiğinizi unutmayın!

Aslında çocuklarla seyahat çok sayıda öğeyi düşünmek zorunda olmak demek gibi gözükse de oldukça keyifli bir etkinlik. Ömür boyu unutulmayacak anıların biriktirildiği zamanlar seyahatler. İşbölümü yapar, çocuklarınızın da planlama sürecine dâhil olmalarını sağlarsanız hem size daha az yük düşer hem de daha planlama aşamasında eğlenirsiniz. Güzel bir yerde sevdiklerinizle olmak, çocuklarınızın neşeli seslerini duymak, işten uzakta zaman geçirmek kadar keyiflisi var mı?

FabulousSavings-Guest-Post-Image

 

Okumaya Devam Et